Zorluk: 3/5
✓ 751 Doğru ✗ 242 Yanlış
Yiyecek, içecek ve başka gereksinim maddelerini perakende olarak genellikle mahalle aralarında satan kişi ve işyerine ne ad verilir?
DOĞRU CEVAP
BAKKAL
Ek Bilgi & Arka Plan
Kahraman bakkal süpermarkete karşı...
Son birkaç aydır masamda bir disket duruyor. Üzerinde "On-line alışveriş" yazılı... Bilgisayarınızın sürücüsüne bu disketi yükleyince çağımızın en son tekniğiyle, ekran başında alışverişe çıkıyorsunuz. Tuşlara basıyor seçenekleri anında ekranda görüyor, gönlünüzce seçiyor, ısmarlıyor ve gönderilmesini bekliyorsunuz. Sokağa çıkmadan, kuyruğa girmeden, yük taşımadan... Sadece birkaç tuşa dokunarak...
Ama yine masamın üzerinde duran dosyalar arasındaki bir başka haber engelliyor "on-line alışveriş" keyfimi... Haber şu:
"Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, mekanik ve metalik bir hayata neden olduğu gerekçesiyle süpermarketlere savaş açtı. İşsizliğin ve şiddetin tırmanması karşısında modern yaşam tarzının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunan Chirac kafelerin ve küçük dükkânların çok daha huzurlu ve insancıl ortamlar yarattığını hatırlatarak 'eski güzel günler'e dönüş çağrısı yaptı."
Habere göre Fransız hükümeti bir yasa çıkararak ülkede yeni süpermarketler açılmasını zorlaştırmış. Bundan böyle 300 metrekareden geniş alana yayılan alışveriş merkezlerinin açılması için özel izin gerekecekmiş. O kararın alındığı toplantıda Chirac, yaşamın insani özelliklerinin yok olmasından yakınmış ve "her gün bir yenisi açılan süpermarketler, kendi halinde küçük alışveriş merkezlerini ezip geçiyor ve komşuluğu öldürüyor" demiş.
Ne ilginç: Fransa süpermarketlerden bakkallara dönüş için yasa çıkarırken, biz çocukluğumuzun vefakâr bakkallarını gömüyoruz birer ikişer...
Maç aralarında hızlı bir gazoz içip parasını kara kaplı veresiye defterine yazdırdığımız o bakkalların duvarlarında genellikle, manidar bir resim asılı dururdu: Bu resimdeki iki adamdan biri boş kasasına bakıp eli şakağında düşünür, diğeri para dolu kasasının önünde puro tüttürüp gülümserdi. Adamların altında da "veresiye satan... peşin satan" yazıları okunurdu.
Sonunda çocuklara veresiye gazoz satanlar yenildiler; parayı görmeden koklatmayanlar ise süpermarket sahibi oldular.
Bugün biliyorsunuz, özellikle haftasonları büyük kentlerin süpermarketlerine girmek neredeyse imkansız... Tekerlekli arabalar neşeyle fink atıyor sıra sıra raflar boyunca... Kasa önlerinde uzun kuyruklar oluşuyor. Çılgınca bir alışveriş sürerken herkes gizliden gizliye birbirinin arabasına göz atıyor. İnsanların gözleri doyuyor. Alamasalar da dokunabilmenin hazzını yaşıyorlar. "Neyse ki memleketimizde herşey var" tesellisiyle avunuyorlar.
Süperstar dinleyip, süpermen filmleri seyrederek yetişenler, dev süpermarketleri görünce, reklamların da etkisiyle "Süper" diye bağırıyorlar.
Artık siyasal rejimlere bile süpermarket gözüyle bakılıyor.
Can Kozanoğlu, birkaç ay önce Yapı Kredi'nin Cogito dergisine yazdığı bir yazıda günümüz liberalizmini "süpermarket demokrasisi" olarak tanımlıyordu. Piyasadaki çeşit bolluğu "çoksesliliği" simgeliyor. Tercih hakkınızı ve özgürlüğünüzü kullanarak istediğinizi seçiyorsunuz. İşte size "süper-demokrasi"...
Ama seçme özgürlüğünün bütçeyle sınırlı olması kimseyi düşündürmüyor. Üstelik -özellikle ülkemizde- yeni demokrasinin raflarında her tür görüşe rastlanmıyor. Vitrine konulanlar ise tıpatıp birbirine benziyor. Tatmadan seçtiğimiz için çoğu zaman damak tadımıza uymuyor. Lakin bu yeni süpermarketlerde iade mal kabul edilmiyor. Beğenmesek de yiyoruz. Ve tabii Fransa'daki sorun bizde de filizleniyor: Süper demokrasilerin süpermarketlerinde komşuluk ve insancıl ilişkiler ölüyor.
Çocuklara veresiye gazoz açan bakkal amcaların yerini alan marketçiler, şimdi izinsiz gazoz açan minikleri ceketinden askıya asıp teşhir ediyorlar. Tezgâhtakiler ya da kasadakilerle muhabbet, yerini mekanik bir alışverişe terkediyor.
Giderek süpermarketlerin de on-line alışverişe dönüşmesiyle insanoğlu yalnızlığın kapısını gönüllü çalıyor. "Muhabbetin çağı" kapanıyor.
Alışverişi evden yapacağımız bir çağı karşılıyoruz. Sıkılınca bir başımıza bilgisayar oyunları oynuyoruz. 900'lü hatlarla dertleşiyor, internetle haberleşiyoruz. Süper-bürolar kuruldu kurulalı aynı iş yerinde çalıştığımız insanlarla tanışmıyoruz. Bir seyahatte yanımıza düşen yolcu yüzümüze bakıp da "yolculuk ne tarafa" ya da "memleket nere" girizgâhı ile bir sohbet açacak diye ödümüz patlıyor. Yolculuk boyunca saatlerce yanımızda kimse yokmuş gibi davranabiliyoruz. Galiba insanlık tarihinde ilk kez bizim kuşakta, aynı dili konuşan insanlar bütün bir ülkeyi dizdize katettikleri halde birbirleriyle bir çift laf etmeden saatler geçirebiliyorlar.
Mallarla birlikte ilişkiler de tüketiliyor.
İletişimsizlik tarihte ilk kez bu kadar yoğunlaşıyor.
Ve ilginçtir ki; bir "iletişim devrimi" yaşadığımız iddiasını dilimizden düşürmüyoruz.
Süper iletişiyoruz.
Can DÜNDAR
Kaynaklar
Basılı Kaynak: Büyük Türkçe Sözlük
İnternet: http://kisaweb.com/ubp
İlk Cevaplayan karabela2007
İlk Tarih 10 Aralık 2007, 15:51
Sıralama Yedek #99
En Çok Yanılanlar
Hatalı cevap istatistiği bulunamadı.
Yorumlar
0 YorumBu soru için henüz bir tartışma başlatılmamış.